Özgüven ve Öz Değer: Nasıl Kendim Olurum?
- Özgür Polat

- 6 Şub 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 9 May 2025
"Kendine inanmaya başladığın gün, başkaları da inanmaya başlar."
– Johann Wolfgang von Goethe
Özgüven, bireyin kendi yeteneklerine ve seçimlerine duyduğu inançtır. Bundan daha derin bir kavram olan öz değer ise, kişinin dışsal başarılar veya başkalarının onayından bağımsız olarak kendini değerli hissetmesiyle ilgilidir. Modern dünyada, sosyal medya ve hızla değişen toplumsal normlar, bireyin kendi değerini dışsal faktörler üzerinden tanımlamasına yol açarak bu kavramları bulanıklaştırıyor. Oysa sarsılmaz bir özgüven ve güçlü bir öz değer hissi, bireyin içsel kaynaklarını keşfetmesi ve kendini bir bütün olarak kabul etmesiyle mümkün olabilir.
Özgüven ve Öz Değerin Kaybı: Kendi Kimliğimizden Kaçış
Kendini tanımlama süreci genellikle toplumsal beklentiler, çocukluk deneyimleri ve bireyin kendini nasıl gördüğüne dair geliştirdiği içsel anlatılarla şekillenir. Ancak, bu süreç sağlıklı bir şekilde işlemediğinde birey kendine yabancılaşır ve öz değeriyle bağını kaybedebilir.
Bunun en sık karşılaşılan göstergeleri arasında:
Sürekli Başkalarıyla Kıyas: Başkalarının hayatlarını ve başarılarını ölçüt almak, içsel tatmin duygusunu baltalar.
Dışsal Onaya Bağımlılık: Birey, yalnızca başkalarının takdirini aldığında kendini değerli hisseder.
Eksiklik/Yertersizlik İnancı: Ne kadar çabalarsa çabalasın, birey hep eksik ya da başarısız olduğunu düşünür.
Otantik Benliği Bastırma: Toplumun veya çevrenin beklentilerine uyum sağlamak için kişi gerçek düşüncelerini, duygularını ve arzularını geri plana atar.
Kendi İç Sesine Karşı Katılık: İçsel eleştirmen, bireyin kendi potansiyelini fark etmesini engelleyerek her adımını sorgulamasına yol açar.
Bu faktörler, bireyin öz değerini ve özgüvenini yavaşça aşındırır. Ancak, özgüveni dışsal faktörlere bağlı olmayan derin bir içsel güven duygusuna dönüştürmek mümkündür.
Öz Değer ve Özgüvenin İnşasında Terapi Yaklaşımları
Özgüven kazanmak veya öz değeri keşfetmek, yalnızca olumlu düşünceler geliştirmek ya da cesaret toplamakla ilgili değildir. Bu süreç, bireyin kendini nasıl tanımladığını, geçmişten getirdiği inanç sistemlerini ve kendini nasıl kabul ettiğini keşfetmesini gerektirir. Bunu sağlamak için terapi sürecinde farklı yaklaşımlar kullanılır:
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT): Psikolojik Esnekliği Kazanmak
ACT, bireyin kendini belirli düşünce ve duygulara sıkıştırmadan, değerleri doğrultusunda yaşamasını destekler. Özgüven, sürekli iyi hissetmek veya kusursuz olmak anlamına gelmez; bireyin kendini eksiksiz bir şekilde kabul etmesiyle gelişir. ACT, olumsuz düşünceleri yok etmeye değil, onların yaşamı yönetmesine engel olmaya odaklanır.
Düşüncelerle Mücadele Yerine Onları Kabullenmek: "Ben yetersizim" gibi inançlarla savaşmak yerine, onların bireyin hareketlerini nasıl yönlendirdiğini fark etmek.
Değerler Doğrultusunda Hareket Etmek: Başarı veya başarısızlık yerine, bireyin gerçekten neyi önemsediğini belirleyerek buna uygun yaşamak.
Şu Anki Benliğe Yaklaşmak: Geçmişteki hatalardan veya gelecek kaygılarından ziyade, şu anki varoluşa odaklanmak.
Kişi Merkezli Terapi (PCT): Kendini Olduğu Gibi Kabul Etme
Carl Rogers’ın hümanistik yaklaşımı, bireyin içsel gücüne ve potansiyeline odaklanır. Özgüven ve öz değer, ancak kişi kendini tam anlamıyla kabul ettiğinde gelişebilir.
Koşulsuz Pozitif Kabul: Danışan, tüm düşünce ve duygularıyla kabul edildiği bir ortamda özgüvenini yeniden inşa edebilir.
Otantik Benlikle Bağlantı Kurma: Birey, sosyal roller veya dışsal onaylar yerine kendi özünü tanımaya yönlendirilir.
Öz Yargıyı Bırakma: Kendine karşı merhamet geliştirmek, eleştirel iç sesin baskısını azaltır.
Varoluşçu Terapi: Özgüvenin Anlam Arayışı ile Bağlantısı
Varoluşçu psikoterapi, bireyin kendi değerlerini ve anlam arayışını merkeze koyar. Özgüven, yalnızca yetenek veya başarıdan değil, bireyin hayatına kattığı anlamdan doğar.
Kendi Seçimlerinin Sorumluluğunu Almak: Özgüven, bireyin yaşamına yön vermesiyle güçlenir.
Özgürlüğün ve Belirsizliğin Farkına Varmak: Belirsizliğin bir tehdit değil, bir keşif alanı olduğu bilinciyle hareket etmek.
Kendi Değerlerini Belirlemek: Başkalarının değerleriyle değil, bireyin kendi inandığı şeylerle yaşaması.
Uzman Desteği Almak
Bu süreç, bazen zorlayıcı olabilir; ancak bu zorluk, bireyin kendisiyle barış yapması ve içsel gücünü keşfetmesi için bir fırsattır. Eğer öz değerinizle ve özgüveninizle ilgili zorluklar yaşıyor ve içsel yolculuğunuzda rehberliğe ihtiyaç duyuyorsanız, bu süreçte birlikte çalışabiliriz. Unutmayın, sizin değeriniz dışsal faktörlerle belirlenmez; o, zaten içinizde var olan bir güçtür.



Yorumlar