top of page

Tükenmişlik ve İş – Yaşam Dengesi

  • Yazarın fotoğrafı: Özgür Polat
    Özgür Polat
  • 6 Şub 2025
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 7 Nis 2025

"Insanı tüketen şey dinlenmemek değil; dinginleşmemektir."

– Thich Nhat Hanh

Hızla akan hayat, bizden sürekli daha fazlasını talep ederken, kendimizi sonu gelmeyen bir ‘’yapılacaklar listesi’'nin bir maddesi gibi hissetmek kaçınılmaz olabiliyor. Değerlerimizi ve önceliklerimizi gözden kaçırdığımız, yapay bir oto-pilotta son hız ilerlerken, kendi hayatımızdan uzaklaşmak, yaptığımız işleri anlamsız bulmak, ve tükenmiş hissetmek ise hiç şaşırtıcı değil. Modern dünyanın hızla dönen çarkları arasında sıkışan ruhun yardım çağrısı olan tükenmişlik, fiziksel yorgunluğun ötesinde duygusal ve zihinsel olarak da bizi zorlayan , çok boyutlu bir sendromdur. Temel psikolojik ihtiyaçlarımızın karşılanamadığı bu süreçte, ihtiyaçlarımızı, önceliklerimizi ve adımlarımızı doğru belirlemek oldukça kritik.

Tükenmişliğin Kökleri

Tükenmişlkik, süregelen zorlayıcı dışsal şartlarla beraber, içsel kaynaklara erişimin de kısıtlı olması sonucunda, kişinin kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmesiyle başlar. Belirsizliklerle dolu bir ekonomik iklimde, kendimize ve sevdiklerimize layık gördüğümüz standartları sağlamak için verdiğimiz çabanın kaçınılmaz bir yan ürünü, hayatta kalma mücadelemizin bir parçası olarak da karşımıza çıkabilse de, uzmanlık tezimin de konusu olan tükenmişlik sendromu, özellikle anlam ve kimlik krizleriyle yakından ilişkilidir.

Tükenmişliği Belirleyen Faktörler

  • Kendimize Yabancılaşma: Günlük yaşamın koşuşturması içinde, kendimize ayıracak alanı kaybettiğimizde, değerlerimiz ve ihtiyaçlarımız ile uyumsuz bir yaşam sürmeye başlamamız, tükenmişliğin ilk boyutudur.

  • Anlam Kaybı: İşimizde veya kişisel zamanımızdaki çabalarımız ve yaptıklarımızın anlam ifade etmediğini hissettiğimizde, enerjimiz ve motivasyonumuz dibe vurur.

  • Duygusal Yorgunluk: Duygularımızı ifade edemediğimiz, ihtiyaçlarımızı göz ardı ettiğimiz anlarda, zihinsel yük katlanarak artmaya devam eder.

Tükenmişlikten Çıkış: Değişimin Anahtarı Sizsiniz

Tükenmişlikle başa çıkmak, yalnızca daha az çalışmak veya kısa bir mola vermekle çözülmez. Bu süreç, kendi değerlerimizi yeniden keşfetmek ve dengeli bir yaşam için bilinçli adımlar atmayı gerektirir.

  • Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT): Tükenmişliği anlamayı, anlamlandırmayı ve uyumlu bir şekilde yaşamayı hedefler. Değerlerimizi temel alarak bir yaşam inşa etmemize ve içsel kaynaklarımızı harekete geçirmemize yardımcı olur.

  • Varoluşçu Terapi: Tükenmişlik genellikle anlam krizinden beslenir. Bu terapi, bireyin hayatına yeni bir anlam kazandırmasına ve yaşamın getirdiği sorumlulukları daha sağlıklı bir şekilde kabul etmesine destek olur.

  • Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT): Tükenmişlik hissini tetikleyen olumsuz düşünce kalıplarını yeniden yapılandırmak ve sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmek için etkili bir yaklaşımdır.

Uzman Desteği

Tükenmişlik, hayatın size biraz fren yapmanızı ve yaşantınızı yeni yollarla sevmeniz ve tekrar bağlanmanız için sunduğu bir davettir. Bu sürecin içinden geçerken, yalnız olmadığınızı bilmek önemlidir. Eğer bu yazıda kendinize dair bir şeyler bulduysanız ve hayatınızda yeniden denge kurmak için destek arıyorsanız, benimle iletişime geçebilirsiniz. Sağlıcakla kalın.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page